
KIMSESIZ SAHRALARDA
Su kimsesiz sahralarda Diken oldu gülüm benim
Gizli gizli tenhalarda Aglamaktir halim benim
Gülü dikene katali Diken elime batali
Yar beni yardan atali Bükülmüstür belim benim
Ari geçmez çiçeginden Çiçek geçmez biteğinden ( bitek: çiçegin dalda çiktigi yer )
Erenlerin eteğinden Kesme Rabbim, elim benim
Yedim acı teresinden İçtim kanlı şırasından
SEYRANÎ gam deresinden Cûs eyledi selim benim ( cûs: cosmak, akmak )
Seyrani
DESTAN
Asırda acâib işler çoğaldı,bilmem bu işleri kimler ediyor
dünyayı hep rezil köpekler aldı,gelen ümerâya karşı gidiyor
biraz bahsedeyim ehli zamandan,yahşılar aşağı düştü yamandan
aralık itleri olmuş kumandan,uyuz it kurtlara kumanda ediyor
buğday unu beğenmiyor enikler,iplikten aşağı düştü ipekler
hep sedire geçti itler köpekler,hânedân ayakta hizmet ediyor
koltuk kılı fark olmuyor sakaldan,tüccarlar aşağı indi bakkaldan
aslanlara çoban düşmüş çakaldan,şimdi aslanları çakal güdüyor
mekteple medrese ortadan kalktı,meyhane kerhane ortaya çıktı
ar namus denen şey ortadan kalktı,şimdi kişi bildiğine gidiyor
sarhoşlar çoğaldı kalmadı ayık,bu asır böylece hallere layık
müzevvirin adı muhbir-i sadık,şimdi kişi bildiğine gidiyor.
isimleri tebdil etsem satılmaz,cisimleri tahvil etsem zât olmaz
altun eğer vursam eşek at olmaz,şimdi kişi bildiğine gidiyor
şahinler yurdunu tuttu yarasa,baklava yerine geçti pırasa
şimdi rağbet deyyus ile terese,zamâne bunlara rağbet ediyor
boy kürkünü beğenmiyor köçekler,babasına aklöğretir çocuklar
yumurtadan burnu çıkan cücükler,horoz oldum diye cik cik ediyor
küçükler büyüğe çorap giydirir,tatlıyı insana acı yedirir
seyrânî zamâne böyle dedirir,şimdi kişi bildiğine gidiyor.
Seyrani
İNSAN BEĞENMEZ
Ormanda büyüyen adam azgını,çarşıda pazarda seyrân beğenmez
medrese kaçkını softa bozgunu,selâm vermek için insan beğenmez
Âlemi ta'neder yanına varsan,senide yanıltır mesele sorsan
bir "cim" bile çıkmaz karnını yarsan,meclise gelirde erkân beğenmez
her çeşit insandan birkaç eşi var,mektepten koğulmuş günah işi var
Rabbiyesir'de dört yanlışı var,tahsil etmek için irfan beğenmez
ellerin evinde çul firaş olur,burnu sümüklüdür gözü yaş olur
bayramdan bayrama bir traş olur,gider berberede dükkan beğenmez
dağlarda taşlarda dolaşan yörük,insanlar içine çıkmayan hödük
bir "elif "e dili dönmeyen sürtük,şehirde tecvitle Kur'an beğenmez
yayladan yaylaya konup göçerde,arpayı buğdayı ekip biçerde
mısır yaprağını kıyıp içerde,tütünü bulunca duman beğenmez
bir odası var gayet küçücek,kendi aklı sıra keyif yetirecek
bir çanağı yoktur ayran içecek,kahveyi bulunca fincan beğenmez
Seyrânî söyledi bu doğru sözü,haddeden çekilmiş doğrudur özü
şehre gelin gitse bir köylü kızı,lal'ü güher ister mercan beğenmez.
Seyrani
AŞKIN GÖNLÜ
Eski libas gibi asikin gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen gerdani benli
Her güzelin kahri çekilmez imiş
Bülbül daldan dala yapiyor sekiş
O sebepten gülle ediyor çekiş
Askin ignesiyle dikilen dikiş
Kiyamete kadar sökülmez imiş
Sevdigim degildin böylece ezel
Askinim bagina düsürdün gazel
Ibrisimden nazik saydigim güzel
Meger pulat gibi bükülmez imiş
SEYRANİ'nin gözü gamla yaş imiş
Benim derdim her dertlere baş imiş
Ben bagrimi toprak sandim, taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş
Seyrani
KARA YÜZLÜYÜM
Gönül serden geçer, yardan geçmez
Baglanmis ikrara, kavî özlüyüm
Her sözüm dinleyen, özüm seçemez
Sırat köprüsünden ince sözlüyüm
Benim sözüm çürük degil, sağ gibi
Çürük sözler erir, akar yağ gibi
Üzerinden kervan geçer dağ gibi
Yokuşluyum sanma beni düzlüyüm
Yolcu ates yakmak ile yol yanmaz
Erenlerin dokunduğu gül yanmaz
Cehennemde günah yanar, kul yanmaz
Ben, günahtan sürmelenmiş gözlüyüm
SEYRANİ, aradın onu her yerde
Aşk-i hakikatle düştüm bu derde
Tuttum günahımdan yüzüme perde
Rabbim, divanında kara yüzlüyüm
Seyrani
MUHABBET YELLERİ
Hak yoluna gidenlerin Asa olsam ellerine
Er, pîr vasfin edenlerin Kurban olsam dillerine
Torunuyuz bir dedenin Tohumuyuz bir bedenin
Mûnkir ile cenk edenin Silahı olsam ellerine
Bir üstada olsam çirak Bir olurdu yakin irak
Kemigimi yapsam tarak Yar saçinin tellerine
Vücudumu kavursalar Yönüm yare çevirseler
Harman edip savursalar Muhabbetin yellerini
Vakit kalmadi dermagin Kaldir SEYRANİ parmagin
Deryaya akan ırmağın Katre olsam sellerine ( Katre:Damla, su damlasi )
Seyrani
BU GÜNDE GEÇER
Her ırmağa bir yol vermiş akıyor,cümlesini bir deryâya döküyor
her kumaşı bir tarakta dokuyor,şeridini bâzarlara çözüyor
bülbülün aşkına sebeb gül oldu,ona kafes ağzındaki dil oldu
canım ateşlere attı kül oldu,ne taraftan bir yel değse tozuyor
kimi dikenini gülünden seçer,herkes ekdiğinin mahsûlün biçer
gam yama Seyrânî bu günde geçer,yüce dağ başında duman geziyor.
Seyrani
FELEK
Kırkbirinde her hevesim yitirdim,kırkbeşinde bağdaş kurup oturdum
ellisinde göçüm çekip götürdüm,vâdesi yetmişe döndürdün felek
ellibeşte senetlerim yazdırdın,altmışımda her düzenim bozdurdun
altmışbeşte kemiklerim ezdirdin,beni sübyanlara döndürdün felek
Âşık Seyrânî'yi yakıp yandırıp,Hakk'ın rahmetinden verip kandırıp
en sonunda Azrail'i gönderip,beni doğmamışa döndürdün felek
Seyrani
KİMLERE KALDIK
Eyvah fukaranın beli büküldü,meded ticaretin gücüne kaldık
eyiler âlemden göçtü çekildi,bizler zamânenin piçine kaldık
rüşvet ile yazar hâkim hücceti,hüccet ile alır kadı rüşveti
halk bilmiyor dîni şer'i sünneti,bozuldu sikkenin tucuna kaldık
sene bin ikiyüz altmışbeş tamam,okunur ezanlar boş bekler imam
Seyrânî bu nutkun sonu vesselâm,inanın dünyânın ucuna kaldık.
Seyrani